20 Eylül 2013 Cuma

İslamoğlu Tef. Ders. ZARİYAT (46 - 60) (165-E)



D sayfasından devam



46-) Ve kavme Nuhın min kabl* innehüm kânu kavmen fasikıyn;



Daha önce de Nuh kavmi. Muhakkak ki onlar inancı bozuk bir toplumdu! (A. Hulusi)



46 - Daha evvel de Nûh kavmini, çünkü hep onlar yoldan çıkmış fâsık birer kavim idiler. (Elmalı)





Ve kavme Nuhın min kabl daha önce de Nuh kavmi helâk olmuştu. innehüm kânu kavmen fasikıyn çünkü onlarda yoldan çıkmış bir topluluk idiler.



Lût kavmi pişmiş toprak ile, Nuh kavmi ve Firavun su ile Ad kavmi rüzgârla, yani hava ile Semud kavmi ateş ile helâk oldu. burada bu örnekler bu dört unsura dikkat çekiyor. Kadim hikmette maddi varlığın 4 aslı var. Ateş, toprak, su, hava. Adeta maddenin aslı size bir emanet olarak bırakılan maddeye ihanet ederseniz ihanetinizin cezasını aynı maddeyi bela olarak göndeririz, çekersiniz mesajı veriliyor gibi.





47-) VesSemae beneynaha Bi eydin ve inna lemusi'un;



Semâya (Evren'e ve de beyin kapasitesine) gelince, onu elimizle bina ettik ve muhakkak ki biz genişleticileriz (boyutsal oluşumlarla - varlıklarla - idrakını genişletmek suretiyle, beyindeki kullanılır alanın genişlemesiyle)! (A. Hulusi)



47 - Bir de Semaya bakın biz onu kuvvetle bina ettik ve şüphe yok ki biz çok vüs'a malikiz. (Elmalı)





VesSemae beneynaha Bi eydin ve inna lemusi'un bütün bir göğü kendi, güç ve kudretimizle biz inşa ettik ve onu sürekli genişleten de biziz. Sema uzay burada, bu ayette. Bi eydin diyor el anlamına gelen yed in çoğulu olduğu gibi, te’yid’in türevi de olabilir. O zaman gücümüzle anlamına gelir.



Modern kozmolojinin genişleyen evren modeli burada lemusi’un, onu sürekli genişletmekteyiz şeklinde gelen ibareyle de destekleniyor olabilir ki İbn. Zey, Razi, İbn. Kesir gibi Kadiym otoritelerde bunu böyle anlamışlar. Yani bu yeni bir anlayış veya modern bilimin bir keşfine dayalı bir yorum değil. Bunu eski otoritelerimiz de böyle anlamışlar. Bu genişlemenin bir yerde duracağı ve geri döneceği de enbiya/104. ayetinden anlatılmış.





48-) Vel Arda feraşnaha fenı'mel mahidun;



Arzı da (enerji hatları - sinir sistemiyle) döşedik... Ne güzel döşeyenleriz! (A. Hulusi)



48 - Arzı da döşedik, bakınız biz ne güzel döşeriz. (Elmalı)





Vel Arda feraşnaha fenı'mel mahidun yine de biz göğü genişlettiğimiz gibi, yeri de yayıp döşedik. Ama sıradan döşemedik, ne muhteşem döşedik. Şimdi ve gelecekte daha güzel dünyalar inşa etmeye bir ima var gibi burada.





49-) Ve min külli şey'in halakna zevceyni leallekum tezekkerun;



Her şeyi iki eşten (pozitif - negatif güç; gen sarmalını oluşturan çiftten) yarattık. Belki hatırlayıp düşünürsünüz diye. (A. Hulusi)



49 - Hem her şeyden iki çift yarattık ki düşünesiniz. (Elmalı)





Ve min külli şey'in halakna zevceyni leallekum tezekkerun her şeyi çift, zıt kutuplu yarattık ki düşünebilesiniz. İlginç, üzerinde çok düşünülmesi gereken bir ayet değerli dostlar. Zevceyn; 3 şeye delalet eder. 1- Zıtlara. 2- Çiftlere, eşlere. 3- çeşitliliğe. Zımnen Allah dışında ki her şey anlamına gelir bu. leyse kemisliHİ şey. (Şûra/11) O bildiğiniz bir şeye benzemez, her hangi bir şey gibi değil. Dolayısıyla düşünme faaliyeti ancak zıtlarla mümkün. Zıtlar olmasaydı düşünemezdik. İnsan tasavvuruna daha baştan yerleştirilmiş zıtlar. Eşyanın mahiyetini idrak edilmemiz bu yüzdendir. Allah’ın mahiyetini idrak edemememiz zıddı olmadığı için, eşi olmadığı için, benzeri olmadığı içindir. Bu da böyle biline.





50-) Fefirrû ilAllâh* inniy leküm minhu neziyrun mubiyn;



"(Bedensellik dünyanızdan) Allâh'a firar edin! Ben kesinlikle, O'ndan size apaçık bir uyarıcıyım!" (A. Hulusi)



50 - O halde hemen Allaha kaçın, haberiniz olsun ki ben size ondan bir açık nezîrim. (Elmalı)





Fefirrû ilAllâh o halde Allah’a kaçınız. Ey insan Allah’tan kaçamazsın, bari Allah’a kaç. Şüphe yok ki ben onun katından size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım inniy leküm minhu neziyrun mubiyn.





51-) Ve lâ tec'alu meAllâhi ilâhen âhar* inniy leküm minhu neziyrun mubiyn;



"Allâh yanı sıra tanrı oluşturmayın! Ben kesinlikle, O'ndan size apaçık bir uyarıcıyım!" (A. Hulusi)



51 - Ve Allah’la beraber başka bir Tanrı uydurmayın, haberiniz olsun ki ben size ondan bir açık nezîrim. (Elmalı)





 Ve lâ tec'alu meAllâhi ilâhen âhar Allah’la beraber başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayın. inniy leküm minhu neziyrun mubiyn bir daha geldi aynı ibare; Elbet ben size onun katından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım. Yani ben sizin jandarmanız değilim, ben sizi O’ndan gelecek bir belâdan da koruyamam. Ben sadece size O’nun mesajını ulaştırırım.





52-) Kezâlike ma etelleziyne min kablihim min Rasûlin illâ kalu sahırun ev mecnun;



İşte (gerçek durum) böyle! Onlardan öncekilere de (Allâh'a, hakikatlerine çağıran) herhangi bir Rasûl geldiğinde, mutlaka: "Bu büyücü veya mecnun" dediler. (A. Hulusi)



52 - Böyle, bunlardan evvelkiler bir Resul gelince behemehal ya sahir dediler ya mecnun. (Elmalı)





Kezâlike ma etelleziyne min kablihim min Rasûlin illâ kalu sahırun ev mecnun İşte böyle, daha önce de gelmişti firavun anlatılırken, şimdi de benzer bir ibare geldi; Onlardan öncekiler kendilerine gelen her peygambere mutlaka sihirbaz ya da mecnun dediler. Mecnun’un da bir anlamı cinlerin tasallutuna uğramış, sihirbaz dediler, mucizeleri anlamazlıktan geldiler. Mecnun dediler peygamberin tek başına toplumu dönüştürme arzusunu anlamazlıktan geldiler. Yani bu kadar kararlılık, ancak peygamberliğini itiraf edemeyince ancak deli olmalı dediler. Zaten peygamberliğini itiraf etselerdi kurtulacaklardı. Yoksa menfaatini bilen bir adam koca bir toplumun inancını karşısına alıp tek başına dağlara karşı yürür mü? Onun için deli dediler, anlamadılar.





53-) Etevasav Bih* belhüm kavmun tağun;



Bunu (genetik olarak) birbirlerine tavsiye mi ettiler! Hayır, onlar taşkınlık içinde olan bir toplumdur! (A. Hulusi)



53 - Hep buna vasiyetleştiler mi? Hayır hep onlar azgın kavımlar. (Elmalı)





Etevasav Bih* belhüm kavmun tağun yoksa onlar bunu birbirlerine miras mı bıraktılar. Ama hayır, belli ki onlar azgın bir kavimdiler. Beklide birbirlerini hiç görmediler bile. Nasıl birbirlerine miras bırakacaklar ki. Fakat ne oldu? Haberdar bile değildiler. Fakat aynı tasavvur ve aynı bakış açısı onları aynı sonuca götürdü. Yani aynı yerden baktılar aynı gördüler. Aynı sonuca ulaştılar. Kalpleri birbirine benzedi diyordu ya Kur’an. teşâbehet kulûbühüm. (Bakara/118) kalpleri birbirine benzedi. Aynı düşününce farklı zamanlarda birbirlerinden hiç haberleri olmasa da aynı sonuca ulaştılar. Tabii ki aynı yaşayanlar aynı helak sürecine tabi olurlar. Ahirette de aynı yerde buluşurlar.





54-) Fetevelle anhüm fema ente Bi melum;



Onlardan yüz çevir! Sen (bu yüzden) kınanacak değilsin. (A. Hulusi)



54 - Onun için onlardan yüz çevir, artık sen levm olunacak değilsin. (Elmalı)





Fetevelle anhüm fema ente Bi melum artık onlardan yüz çevir. Böyle yaptığın takdirde kınanacak değilsin. Yani seni ayıplamayız. Onlardan yüz çeviri ben şöyle anlıyorum değerli dostlar. Gündemini düşmanın oluşturmasın. Kendi gündemini izle, gündemini onlar belirlemesin, işine bak, antitez olma, tezini sürdür. Ben böyle anlıyorum ve hepimize bu emir aynı zamanda.





55-) Ve zekkir feinnez zikra tenfe'ul mu'miniyn;



Hatırlat! Muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda verir! (A. Hulusi)



55 - Onunla beraber vaaz-u nasihate devam et, çünkü vaaz, mü'minlere fayda verir. (Elmalı)





Ve zekkir feinnez zikra tenfe'ul mu'miniyn ve uyarmayı sürdür, uyarmaya devam et. En azından bu uyarının mü’minlere yararı vardır. Yani kafirlere yararı olmazsa uyarman, mü’minlere yararlı olur. Onun için Yahu bunlar küfrü inadi de bunlara hiçbir faydası olmayacak diyerek uyarıdan vazgeçme. Ey muhatap bildiğin doğruları ısrarla söyle. Çünkü hidayetin kime geleceği belli olmaz. Çünkü kimin yürek kapısının ne zaman açılacağını kimse bilmez. Hiç ummadığın yürek kapısı, ummadığın bir zamanda açılabilir. 40 kez söylersin olmaz da 41. kez söylediğinde kapılar ardına kadar açılıverir. Hem sonra senin görevin hakikati paylaşmak ve duyurmaktır. İnsanların yüreklerini evirip çevirmek senin işin değil, Allah’ın işidir.



İnneke lâ tehdiy men ahbebte ve lakinnAllâhe yehdiy men yeşa. (Kasas/56) sen sevdiğini hidayete ulaştıramazsın, fakat Allah dilerse dilediğini hidayete ulaştırır. Yani Tabii ki Allah aklını kullananları, iradesini kullananları, doğru kullananları hidayete ulaştırır. Onun için sen görevini yap, mutlaka birilerine fayda edecektir. Kafirlere etmezse mü’minlerin imanını artıracaktır.





56-) Ve ma halaktül cinne vel inse illâ liya'budun;



Ben cinni ve insi yalnızca (Esmâ özelliklerimi açığa çıkarmak suretiyle) kulluk etmeleri için yarattım! (A. Hulusi)



56 - Ve ben, Cinn-ü İnsi ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (Elmalı)





Ve ma halaktül cinne vel inse illâ liya'budun ben cinleri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye (iradeli bir varlık) olarak yarattım.  Bu ayet değerli dostlar insanın yaratılış amacını ele veren ayetlerden biri. Zımnen açılımı şöyle; Ben görünür görünmez, uzak yakın. İns ve cin bu anlama gelir. İns ve cinin tüm çağrışımları bu iki çifte toparlayabiliriz. Görünür görünmez, uzak yakın tüm bilinçli varlıkları. Neden ins ve cin gelmiş? Çünkü bu ikisi de bilinçli, bilinç ortak paydasında toplanıyor. Burada aslında söylenen tüm bilinçli varlıkları ben niçin yarattım biliyor musun ey insanoğlu? Niçin yarattım? Sırf kendi iradeleri ile bana kulluk yükümlülüğünü duysunlar diye iradeli bir biçimde yarattım.



Evet, Zemehşeri’den yola çıkarak böyle bir açılım yaptım. Her varlık O’na kul, öyle değil mi? Yer ve gökler de O’nun kulu. Yerleri ve gökleri yarattıktan sonra yerlere ve göklere yönelerek diyor ki: İster istemeyerek, ister isteyerek gelin. Onlar da; kaleta eteyna tai'ıyn. (Fussilet/11) biz isteyerek geldik dediler. Bu tabii ki mecaz olabileceği gibi iradesiz varlıkların hâl dili ile söylemeleri şeklinde bir dramatizasyon da olabilir. Ama onların ki ityan ile ifade ediliyor, taat ile ifade ediliyor. Fakat insanın Allah’a kulluğu ubudiyetle ifade ediliyor, ityan ile değil, tatla değil, ubudiyetle. Neden? Çünkü ubudiyet bilinç ister. Kulluk bilinç ister. Bilinçsiz kulluk olmaz onun içindir ki bilinçli varlıklar ubudiyetle mükelleftir. Bilincin insana verilmesinin hikmeti ubudiyettir, kulluktur.



Burada söylenen şudur; İnsan mutlaka kul olacağı bir kapı arar. Çünkü her varlığın tabiatına Allah kendi görevini yüklemiştir. Yaratırken bir varlığın tabiatına görevini yüklemiştir. İnsanı da yaratırken tabiatına bir görev yüklemiştir, bu göre kulluktur. Bu görevden dolayı insan kul olur.



Ama Allah’a kul olmak zorunda değil. Çünkü iradeli varlıktır kul olacağı bir kapı arar. Kendi nefsine kul olur, eşyaya kul olur, paraya kul olur, makama kul olur, kul olacağı bir şey bulur. Putlara kul olur. Onun içindir ki Allah iradeyi verdikten sonra kendinden başkasına kul olmayı da yasaklamıştır. İnsanın tabiatına yüklediği o kulluk cibilliyetine dikkat çeken bir ayettir bu ayet.


[Ek bilgi;”Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım”. Anlamındaki ayeti; Hasan El Basri, Mücahid, İbn.Cüreye başta olmak üzere bir çok İslam bilgini bu ayette ki “İbadet” kavramına; “Marifet” anlamını vermişlerdir. Buna göre ayetin anlamı; “Ben cinleri ve İnsanları ancak beni tanısınlar/bilsinler diye yarattım şeklinde olur. Bu yoruma; Ankebut/61-63 , Lokman/25 , Zümer/38 , Yûnus/31 , Zuhruf/9-87. ayetleri delil gösterilmiştir. (Doç. dr. İsmail karagöz. (Esma-i Hüsna önsöz)]






57-) Ma uriydü minhüm min rizkın ve ma uriydü en yut'ımun;



Ben onlardan yaşam gıdası istemiyorum; Beni beslemelerini de istemiyorum. (A. Hulusi)



57 - Ben onlardan bir rızk istemiyorum, bana yemek yedirmelerini de istemiyorum. (Elmalı)





Ma uriydü minhüm min rizkın ve ma uriydü en yut'ımun onlardan ne bir rızık bekliyorum, ne de beni beslemelerini, doyurmalarını bekliyorum.





58-) İnnAllâhe HUverRezzâku ZulKuvvetil Metiyn;



Muhakkak ki Allâh; "HÛ" Rezzâk'tır, Zül Kuvvet'il Metiyn'dir. (A. Hulusi)



58 - Şüphe yok ki Allah, Rezzak, kuvvet sahibi metîn o.(Elmalı)





İnnAllâhe HUverRezzâku ZulKuvvetil Metiyn çünkü Allah, evet bütün rızıkları veren sınırsız güç ve kudret sahibi O dur, Allah’tır.



Burada söylenmek istenen ne? Açık. Kulluktan çıkarı olan kim sorusunu sor ey insan. Allah’a kul olmaktan kimin çıkarı var? Allah’ın çıkarı var mı? Ya eyyühen Nas de ki ey insanlık entümül fukarâu ilAllâh Evet, siz Allah’a muhtaçsınız vAllâhu "HU"vel Ğaniyyül Hamiyd. (Fatır/15) Allah ise hiç kimseye muhtaç değildir, kendi kendine yetendir. Yani sırf Allah’a kulluk etmek emrinden çıkarı olan Allah değil, kuldur. Bundan çıkarı olan tek taraf kul tarafıdır.





59-) Feinne lilleziyne zalemu zenuben misle zenubi ashâbihim fela yesta'cilun;



Muhakkak ki zâlim olanlar, (kendilerinden önceki geçmiş) arkadaşlarının payları benzeri (azaptan) paylarını alacaklardır! Acele etmesinler. (A. Hulusi)



59 - Onun için muhakkak ki o zulüm edenlere arkadaşlarının payı gibi dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele etmesinler. (Elmalı)





Feinne lilleziyne zalemu zenuben misle zenubi ashâbihim bakın elbette kendilerine kıyanların payına düşen, seleflerinin payına düşenin aynısıdır. fela yesta'cilun şu halde bu payı almak için acele etmelerine hiç gerek yok.



Zenub; sakaların su dağıttığı büyük su kabı. Burada bu kabı kevserle de, zehirle de doldurmak insanın iradesine kalmıştır. Birisi hayat verir, diğeri öldürür. Ey insan ne ile doldurmak istiyorsan onunla doldur. Fakat neyle doldurursan sonucuna katlanacaksın.





60-) Feveylun lilleziyne keferu min yevmihimülleziy yû'adun;



Kendilerine vaad olunan (uyarıldıkları) o süreçlerinin azabından dolayı yazıklar olsun o Hakikati inkâr edenlere!(A. Hulusi)



60 - Artık o vaad olundukları günlerinden vay o küfredenlere! (Elmalı)





Feveylun lilleziyne keferu min yevmihimülleziy yû'adun imdi sözün özü kendilerinin tehdit edildiği günden dolayı inkarda ısrar edenlerin vay haline.



Rabbim İnkarda ısrar edenlerden etmesin imanda sebat edenlerden etsin. Rabbim imanın tadına varıp, yaratılmanın temelinin sadece Allah’a kulluk olduğunun bilincini bize lütfetsin inşallah.





“Ve ahiru davahüm enil hamdülillahi rabbil alemiyn” El Fatiha.



Çağrımız ve davamız Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd’adır.





165. videonun sonu.

165. videoyu toplu olarak BURADA bulabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder