5 Eylül 2013 Perşembe

İslamoğlu Tef. Ders. HUCURAT (10 - 11) (163-D)



C sayfasından devam

10-) İnnemel mu'minune ıhvetün feaslihu beyne ehaveyküm vettekullahe lealleküm turhamun;

Muhakkak ki iman edenler kardeştirler! O hâlde iki kardeşinizin arasını düzeltin ve Allâh'tan korunun ki rahmete eresiniz. (A.Hulusi)

10 - Mü'minler ancak kardeştirler: onun için iki kardeşinizin aralarını düzeltin ve Allah dan korkun ki rahmete şayan olasınız. (Elmalı)


İnnemel mu'minune ıhve bütün mü’minler yalnızca kardeştirler. İşte temel değer bu. İşte İslam kardeşliğinin en büyük gerekçesi bu; İman. İman kardeşliğidir, kardeşlik iman kardeşliğidir. Dolayısıyla bizi kardeş kılan değerlerdir kardeşliğimizin temeli. Bu temel sarsılırsa kardeşliğimiz sarsılır. Onun için öz kardeşimiz dahi olsa bu değerleri yıkmaya kalkarsa biz onun düşmanıyla, yani, onun hasım olduğu mazlumla beraber olmak zorundayız. O nedenle kardeşlik iman birliğidir. Allah; isteseler de başka kardeşlik ölçülerini hiçbir mü’mine ne kadar isterse istesin meşru görmüyor. İnnemel mu'minune ıhve. Bunun aslında tam çevirisi şöyle yapılmalı;

Mü’minler kardeşlikten başka bir duruma giremezler. Yani Mü’minler kardeşten başka bir şey olamazlar. Sadece kardeş olabilirler. Mü’minler bir şey olacaklarsa kardeş olurlar. Onun dışında bire şey olamazlar. Düşman olamazlar, hasım olamazlar, rakip olamazlar, kardeş olurlar, sadece kardeş. Bu, bunu söylüyor. Tıpkı eğer kardeşlik temeli zayi olursa Kur’an şairi Mehmet Akif’in dediği gibi olur.

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez,
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez. (M. Akif)

Diyordu ya. Eğer tefrika girerse kardeşlik bozulur. Kardeşlik bozulursa iki aslan bir biri ile dövüşürken bir kedi ikisini de yıkar, ikisini de yener. O nedenle mü’minlerin kardeşliği zedelenmemelidir. Kardeşliği zedelendikten sonra düşman aramaya gerek yoktur. Kardeşliğin zedelenmesi bizatihi düşmanın kendisidir.

feaslihu beyne ehaveyküm vettekullahe lealleküm turhamun öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve sorumlu davranım ki O’nun merhametine mazhar olasınız. Kardeşlerin arasını açmak haram, bulmak bir görevdir.


11-) Ya eyyühelleziyne amenû lâ yeshar kavmün min kavmin 'asâ en yekûnu hayren minhüm ve lâ nisaün min nisain 'asâ en yekünne hayren minhünn* ve lâ telmizu enfüseküm ve lâ tenabezu Bil elkab* bi'selismülfüsuku ba'del iyman* ve men lem yetüb feülaike hümüz zâlimun;

Ey iman edenler. Bir grup diğer bir grup ile alay etmesin! Onlar (alay ettikleri), kendilerinden daha hayırlı olabilirler! Kadınlar da kadınlarla (alay etmesinler)! Olabilir ki onlar kendilerinden daha hayırlıdır! Nefslerinizi (birbirinizi) ayıplamayın ve birbirinize (kötü) lakaplar takmayın! İmandan sonra fusuk (inancın bozulması) ne kötü bir isimlenmedir! Kim tövbe etmediyse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir! (A.Hulusi)

11 - Ey o bütün iman edenler! alay etmesin Bir kavim bir kavim ile belki kendilerinden daha hayırlı olurlar, ne de bir takım kadınlar diğer kadınlarla, belki onlardan daha hayırlı olurlar, hem kendilerinizi ayıplamayın ve kötü lakaplarla atışmayın, imandan sonra fâsıklık ne kötü isimdir, her kim de tevbe etmezse artık onlar kendilerine zulmedenlerdir. (Elmalı)


Ya eyyühelleziyne amenû lâ yeshar kavmün min kavmin ey iman edenler hiçbir kişi ve zümre, bir diğer kişi ve zümreyi hor ve hakir görmesin, alaya almasın. Kardeşliği zedeleyen unsurların birincisini dile getirdi bu ayet. İman kardeşliğini zedeleyen unsurlardan birincisi neymiş? Mü’minleri oluşturan zümreden bir kısmının, ya da bir kişinin diğer bir kısmını ya da diğer bir kişiyi hor ve hakir görmesin.

Bir başkasını hor ve hakir görmek, aslında kendisini büyük görmektir. Kibrin karşıtıdır bu. Kibrin karşılığıdır daha doğrusu. Tekebbürlü olan biri karşısında kini küçük görür, hor görür, hakir görür. Bu bir benlik ve bencillik davasıdır. Her benlik ve bencillik gizli bir şirktir. Çünkü iman kardeşliğinin üzerine çıkardığı herhangi bir nesne, herhangi bir unsur, herhangi bir öğe onun için Allah’ın koymadığı bir ölçüdür. Allah onu ölçü olarak koymamış ama o, onu ölçü olarak koymaya kalkıyor.

Mesela o bizim kavimden değil diye hor görüyor. Veya o bizim sınıftan diye hor görüyor. Veya o bizim yaptığımız tahsili yapmadı diye hor görüyor. Veya o bizim gelir seviyemizden değil diye hor görüyor. Veya o toplum içerisinde belli bir sınıftan olduğu için hor görüyor. Veya kendi konumunu doğuştan kazanılmış bir konumdan görerek hor görüyor.

Bu korkunç bir şey, bu aslında Allah’ın adaletine de aykırı.  Allah’ın koyduğu ölçülere aykırı. İlahi ölçüleri ters yüz etmek anlamına geliyor. Bu Allah’ım kendisini imtihan için verdiği şeylerin, Allah’tan değil de kendisinden geldiğini zannetmekten başka bir şey değil bir başkasını hor görmek.

'asâ en yekûnu hayren minhüm belki diğerleri berikilerden daha değerli olabilir. Yani senin kendini üstün, onu da hor görme nedenin aslında senin için bir bela, onu hor görme nedenin de onun için bir kurtuluş sebebi olabilir. Sen kendi varsıllığını, onun yoksunluğunu ölçü alarak kendini ondan üstün, onu da senden aşağı görüyorsan; senin varsıllığın Allah katında senin cehennemin, onun yoksunluğu da Allah katında onun cennetine dönüşebilir. Sen kendi meziyetlerini, meziyet gibi gördüğün artılarını, veya şöhretini, veya makamını kendi üstünlüğün, onun da makam elde edememesini onu hor görme sebebi olarak görüyorsan, senin üstünlük olarak gördüğün makam, senin için bir ateşe, onu hor görme nedenin olan onun herhangi bir makama ya da şöhrete sahip olmaması da onun için bir liyakat ve ehliyet ve cennete sebep olabilir. Dolayısıyla sen yanlış değerlendirmiş olursun.

ve lâ nisaün min nisain 'asâ en yekünne hayren minhünne ve bir kısım kadınlarda diğerlerini böyle görmesinler. Ötekiler onlardan daha değerli olabilir. ve lâ telmizu enfüseküm ve lâ tenabezu Bil elkab asla birbirinizi karalamayın ve birbirinize kötü lakaplar takarak yaralamayın.

Lenz; karalamak anlamına gelir. Karalamak, aşağılamak, itibarıyla oynamak, aslında itibarını düşürmek için karalamak. Burada ayette ve lâ telmizu enfüseküm diyor. kendinizi karalamayın diyor, tam karşılığı bu. Birbirinizi diye çevirdim ben. Ama ayette kendinizi karalamayın.

Çok ilginç bir nükte var burada. Eğer iman kardeşinizi karalarsanız, kendinizi karalamış olursunuz demek bu. Çünkü iman kardeşleri birbirleri ile bir vücut gibidirler, bir vücudun organları gibidirler. Bir organ bir organı karalarsa, aslında aynı bedeni karalamaz olmaz mı? Sağ el sol ele sen şöylesin derse, kulak göre, sen berbatsın derse aslında o bedene hakaret olmaz mı? Burada böyle bir nükte car.

Veya ikinci bir nükte de şöyle olabilir; Birini karalayan aslında kendisini karalamış, kendisini yaralamış olur. Kendi kendisini Allah nezdinde sıfırlamış olur. Eğer birinin itibarını düşürmek için onu karalamaya kalkıyorsanız, kendi itibarınızı düşürmüş olursunuz. Çünkü itibarı verecek olan Allah. Sizin onun için karaladığınızı, gönüllerin özünü bilen Allah çok iyi bildiği için, bir başkasını itibardan düşürmek isteyen, kendisini Allah’ın itibarından düşürmüş olur. Allah’ın gözünden düşürmüş olur. Mecazen “Başkasını gözden düşürmek isteyen kendisini gözden düşürmüş olur.”

bi'selismülfüsuku ba'del iyman iman ettikten sonra sapıklıkla anılmaktan daha berbat bir şey var mı?

Yaralamak için lâkap, sıfat kullanmanın niteliği bu. Bazıları çok sıfat kullanırlar karşılarındakileri yaralamak için. İlle de bir şey takarlar ona. İmandan sonra sapıklıkla anılmak, anmak ne kötü şey diyor ayet. Bir mü’minin iman öncesi hayatını gündeme getirerek suçlamak kastediliyor olabilir bununla. Yani bir mü’min, mü’min olduktan sonrasıyla değil, mümin olmadan önce yaptıklarıyla yargılıyorsunuz. Canınız sıkılmış ona, cahiliye sinden bir olayı getirip onunla utandırmaya kalkıyorsunuz. Bunu yapmayın diyor. Yani iman ettikten sonra, iman öncesiyle anmaktan daha kötü ne olabilir.

Ya da bu ayetin ikinci yasakladığı şey mü’minleri karalayıp yaralayarak imandan sonra sapıtıp yoldan çıkmayın diyor. Siz iman ettiniz, mü’minleri yaralamak aslında imandan sonra sapıtmaktan farksızdır. İkinci söylediği de bu olabilir bu ibarenin.

ve men lem yetüb feülaike hümüz zâlimun ve kim bu tür davranışlardan pişmanlık duyup vaz geçmezse, işte zalim olanlar onların ta kendileridir.


Devam ediyor E sayfasına geçiniz.
       163. videoyu toplu olarak BURADA bulabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder