a sayfasından devam
1-) Kul ûhıye ileyye ennehüsteme'a neferun
minelcinni fekalu inna semı'na Kur'ânen 'aceba;
De ki:
"Bana vahyolunana göre; Cin'den bir topluluk (Kur'ân) dinleyip de:
'Muhakkak ki biz, hayrete düşüren bir Kur'ân işittik!' demişler." (A.
Hulusi)
01 -
Deki vahy olundu bana hakikat bir takım cin’nin dinleyip de şöyle dedikleri:
inan olsun biz acayip bir Kur'an dinledik. (Elmalı)
Kul ûhıye ileyye de ki; bana vahy edildi.
Bana vahy edildi ifadesi Allah resulünün cinleri görüp görmediğiyle ilgili
tefsir kitaplarında uzun uzadıya yapılan tartışmaya cevap sadedindedir. Yani
Allah resulüne vahy edildiği, ResulAllah’ın onları görmesinin şart olmadığını
anlayabiliriz buradan. İblis Kur’an a göre cinlerden di. Kehf/50. ayeti bunu
söyler. Cinlerin insanları gördüğü, fakat insanların cinleri görmediğini de biz
Kur’an dan öğreniyoruz. Araf/27. ayetinden. İşte Araf/27 ile birlikte ve yine
Kehf/50 ile birlikte düşünürsek Allah resulünün cinleri görmediğini, onların
Allah resulünü dinlediği haberinin ResulAllah’a vahiyle verildiğini ifade eden
bir cümle ile başlıyor sure.
[Ek biltgi; 5573 - Hz. Ebu
Hureyre radiyallahu anh anlatıyor: "ResulAllah aleyhissalatu vesselam
buyurdular ki:
"Cinlerden bir ifrit, dun aksam, namazımı bozdurmak icin üzerime atıldı. Allah ona galebe çalmama imkan verdi. Ben de onu boğazından yakaladım. Hatta onu, mescidin direklerinden birine bağlamayı arzu ettim, ta ki sabah olunca hepiniz onu göresiniz. Ancak, kardeşim Süleyman AleyhisSelâm’ın su sözünü hatırladım: ".Ve benden sonra kimseye nasib olmayacak bir mulku bana ihsan et" (Sad 35). Allah da onu hor ve hakir olarak geri cevirdi."
"Cinlerden bir ifrit, dun aksam, namazımı bozdurmak icin üzerime atıldı. Allah ona galebe çalmama imkan verdi. Ben de onu boğazından yakaladım. Hatta onu, mescidin direklerinden birine bağlamayı arzu ettim, ta ki sabah olunca hepiniz onu göresiniz. Ancak, kardeşim Süleyman AleyhisSelâm’ın su sözünü hatırladım: ".Ve benden sonra kimseye nasib olmayacak bir mulku bana ihsan et" (Sad 35). Allah da onu hor ve hakir olarak geri cevirdi."
Buhari, Salat 75, Amel
fi's-Salat 10, Bed'ul-Halk 11, Enbiya 40, Tefsir, Sad; Muslim, Mesacid 39,
(541). (Kütübü sitte/5573)]
[Ek bilgi; Cinlerin
Görünmesi
İşte, görünmeyen varlıklar
olan melek, cin ve ruhanîler de, her ne kadar kendilerine has yapılarıyla bu
âlemde görülmeseler bile, bu âleme has vasıtaları kullanıp, kılıf ve elbise
giyerek görünebilirler. Meleklerin ve cinlerin bu şekilde görünmelerine
"temessül" diyoruz. Kur'ân, temessülü anlatırken;
"(Melek, Meryem Validemiz'e)
"tastamam bir insan şeklinde temessül etti"(Meryem, 19/17) der.
Efendimiz (sav)'e vahiy
getiren melek, bazen kendine has keyfiyetle, bazen bir muharip şeklinde, bazen
de daha başka suretlerde geliyordu. Benî Kureyza üzerine yürüneceği zaman Cebrail
(as), tozu toprağı üstünde bir muharip suretinde gelmiş ve -Ya Rasûlullah, siz
zırhlarınızı çıkardınız, fakat biz melekler taifesi çıkarmadık, demişti.
Yine aynı melek, bazı zaman
oluyordu ki, Dıhye (ra) suretinde geliyor, bazı zaman da, dinî tâlim maksadıyla
üzerinde hiç de yolculuk emaresi taşımayan bir misafir kıyafetinde geliyor ve
"İman, İhsan, İslâm nedir?" şeklinde suâller sorup, verilen cevapları
"Doğru" diye tasdikleyip gidiyordu.
Cinler ve şeytanlar da, melek
gibi temessül edebilir. Hüseyin Cisrî'ye göre, Allah'ın (cc) kendilerine
verdiği yaratılış biçimi sayesinde havadan, esirden veya benzeri bir maddeden
istedikleri kadar alıp yoğunlaştırarak istedikleri şekle sokar ve o şekli âdete
bir elbise yapıp, o elbise içinde insanlara görünürler.]
[Ek bilgi;
Metafizik Hastalıklar
1 - Aşırı
unutkanlık,
2 - Dalgınlık,
3 - Kararsızlık,
4 - Geleceğe ait ümitsizlik
duygusu hissetme,
5 - Basit sebeplerle
yakınlarına karşı agresif davranışlar (anne, baba, eş, arkadaş vs.),
6 - İşlerinde anlaşılmaz aşırı
kısmetsizlik ve irade dışı aksiliklerle karşılaşma,
7 - Sevdiklerinin her
hareketinin kendisine ters gelmesi, sonra bundan pişman olması,
8 - Bir türlü evlenememe,
sıklıkla nişandan dönme,
9 - Basit sebeplerden boşanma,
10 - Yalnızken yanından bir
karartının geçtiğini hissetmesi,
11 - Banyo yaparken korkması
ve gözü açık sabunlanması,
12 - Bazı yerlerden geçerken
sebepsiz korku hissetme (özellikle geceleri)
13 - Rüyalarında sıklıkla
kedi, köpek, yılan görmesi,
14 - Sıklıkla garip ve
korkutucu rüyalar görme,
15 - Sabahları çok yorgun
kalkması,
16 - Bazen uyku-uyanıklık
arasında parmağını dahi kımıldatamayacak ağırlık hissetmesi.
Cinler En Çok
İnsanlara Nerede Musallat Olurlar?
Cinler insanlara en çok
tuvalet, banyo ve yatak odasında musallat olurlar. Bu yüzden tuvalete ve
banyoya girerken ve yatmadan önce kişinin şeytanın şerrinden Allah’a sığınması
sünnettir.
Cinler Fiziki
Hastalıklara Sebep Olabiliyorlar mı?
Cinler; Sara, damar
tıkanıklığına, çocuk düşmesine, şiddetli baş ağrılarına vb. rahatsızlıklara
sebep olabilmektedirler.
Cinler
İnsanlara Nasıl Vesvese Verir?
Cinlerin konuşması mümkündür. Çünkü o konuşma büyülenmiş kişiye sihirbazın telkin ettiği gibi ruhun meyil ettiği bir şey olabilir. O bir ses değil ama büyülenmiş kimsede bir etki meydana getirmektedir. Cinler yakıcı ateş değildir, sadece ilk baştaki yaratışları yani maddeyi asliyeleri ateştir. Dolayısıyla Âdemoğlunun cesedine girer. Şeytan latif bir cisim olup insana vesvese verir. Kişiye kötü düşünceler fısıldar yani Rabbimizin buyurduğu gibi insanların gönüllerine vesvese verir.(Volkan KemalErgenekon)]
Cinlerin konuşması mümkündür. Çünkü o konuşma büyülenmiş kişiye sihirbazın telkin ettiği gibi ruhun meyil ettiği bir şey olabilir. O bir ses değil ama büyülenmiş kimsede bir etki meydana getirmektedir. Cinler yakıcı ateş değildir, sadece ilk baştaki yaratışları yani maddeyi asliyeleri ateştir. Dolayısıyla Âdemoğlunun cesedine girer. Şeytan latif bir cisim olup insana vesvese verir. Kişiye kötü düşünceler fısıldar yani Rabbimizin buyurduğu gibi insanların gönüllerine vesvese verir.(Volkan KemalErgenekon)]
Kul ûhıye ileyye ennehüsteme'a neferun
minelcinni fekalu de ki bana vahy edildi ki cinlerden bir kısmı bu
mesaja kulak vererek dostlarına şöyle dediler. inna semı'na Kur'ânen 'aceba
gerçekten de biz olağan üstü güzellikte bir hitap dinledik, bir Kur’an
dinledik. Burada ki Kur’an isim değil, onun için de bir hitap diye çevirmeyi daha uygun buldum. Olağan üstü
etkili, ‘aceba, yani şaşırtıcı, bizi
hayrette bırakan, bizi çok etkileyen bir hitap, bir kelam dinledik.
2-) Yehdiy ilerrüşdi feamenna Bih* ve len
nüşrike Birabbina ehadâ;
"(O,) rüşde (olgunluğa)
yönlendiriyor. Bu sebeple iman ettik Ona! Rabbimize hiç kimseyi asla ortak
tutmayacağız." (A. Hulusi)
02 -
Rüşte erdiriyor, biz de ona iman eyledik, rabbimize hiç kimseyi şerik
koşmayacağız. (Elmalı)
Yehdiy ilerrüşdi feamenna Bih Yehdiy
ilerrüşd, doğru bir bilinç inşa eden bir hitap. Feemenna, ve biz de derhal iman
ettik.
Şimdi ayette geçen cinlere
ilişkin Kur’an ın genelinden şöyle genel bir panorama sunmak isterim. Kur’an
cin kavramını çok anlamlı olarak kullanır. Cinlerle ilgili Kur’an pasajları
için Sebe suresini, ‘Araf suresini, Ahkaf suresine bakılabilir. Cin kelimesi ce
ne ne kökünden gelir. Ce ne ne kökü ihtiva ettiği tüm anlamlarda duyulara kapalı
olan, duyularla algılanamayan manasına gelir. Ceniyn, Anne karnında kapalı
olduğu için bu kökten gelir. Can; İnsan gözü görmediği için can derler. Mecnun;
Akıl kapalı olduğu için deliye mecnun derler. Cünne; Kalkandır insanı örttüğü,
kapattığı için kalkana cünne demişler. Cennet; yine aynı kökten gelir.
ağaçlarla yeşilliklerle tabanı örtülü olduğu ve görünmediği için ce ne ne
kökünden gelen bir kelimeyle cennet denmiştir.
En’am/76. ayetinde kök anlamıyla
kullanılır. En’am/100, ve Saffat/158. ayetinde duyulara kapalı, hisse açık
varlık manasına kullanılır. ‘Araf/38 ve Enam/112. ayetlerinde, yine Hud/119.
ayetinde mevhum ve esrarlı şeytani güçler manasında kullanılır. Yine
Bakara/102. Cin/5-6. ayetlerinde büyü sembolleri olarak kullanılabilir, o
manaya alınabilir. Yine Ahkaf/29-32. ayetlerinde ilk defa görülen uzaktan gelen
varlıklar manasında kullanılabilir. Veya bu manaya alınabilir. Yine Enbiya/82.
Sebe’/12-14. ayetlerinde mitolojik ve folklorik varlıklar manasına alınabilir.
Gözeneklere nüfuz eden tarifsiz bir ateşten yaratıldığını ifade eder Kur’an
cinlerin Hicr/27. ayetinde, Rahman/15. ayetinde.
Varlık elbette ki görünenlerden
müteşekkil değildir. Varlık gördüğümüzün çok daha ötesindedir. Onun için
görmediğime inanmam sözü cahillerin sözüdür. Fakat görmediğimizden korkmamız,
görmediğimizi hele hele tanrılaştırmamız da insanoğlunun bir başka zaafıdır.
Görmediğini inkar etmek insanın bir zaafı, görmediğinden korkup onu
tanrılaştırması da bir başka zaafıdır.
Varlık üçe ayrılır; Alem-i Mülk,
Alem-i Misal ve Alem-i melekut. Alem-i mülk gördüğümüz alemdir. Alem-i misal,
misal alemidir. Alem-i Melekutsa maddi alemi aşan öteki, yani aşkın alemdir. Yine
varlık kategorileri bizde, İslam da sadece maddi olanla sınırlanmaz. Maddeyi
aşar ve Alem-i Lahuta doğru ilerler. Onun içinde materyalizm ve pozitivizmin
maddeyle sınırlandırdığı varlık kategorilerini bir Müslüman kabul edemez. Bir
Müslüman’ın varlık düşüncesi aşkın varlığı içeren bir düşüncedir. En basit ve
bayağı varlıkla en yüce varlık arasında varlık mertebeleri vardır. İşte cinler
de bu mertebelerden birindedir. Birine ait olan, birine sahip olan
varlıklardandır. Bu Kur’an da ki cinlerle ilgili genel bir sayım dökümün ardından
kaldığımız yerden devam edebiliriz.
ve len nüşrike Birabbina ehadâ ve
asla bundan böyle rabbimize hiç kimseyi şirk koşmayacağız dediler. Kimler?
Kur’an ı dinleyen cinler, böyle dediler. Yani imana kavuşmak, şirkten
kurtulmaktır. Burada omu anlıyoruz. feamenna Bih* ve len nüşrike Birabbina ehadâ iman
ettik, biz hemen bunun ardından iman ettik ve bundan böyle asla hiç kimseyi
rabbimize ortak koşmayacağız dediler Kur’an ı dinleyen cinler.
3-) Ve ennehû te'alâ ceddu Rabbina mettehaze
sahıbeten ve lâ veleda;
"Muhakkak
ki Rabbimizin ceddi (azamet ve sultanlığı) çok yücedir. Ne bir dişi eş edinmiştir ne de bir
çocuk!" (A. Hulusi)
03 -
Ve doğrusu o rabbimizin şanı çok yüksek, ne bir arkadaş edinmiş ne de bir
velet. (Elmalı)
Ve ennehû te'alâ ceddu Rabbina şu da
bir gerçek ki rabbimizin şanı pek yücedir dediler. Ennehû ki çok gelecek bu enne veya inne şeklinde de okunabilir, edat. 18. ayet hariç 3. ayetten 19.
ayete kadar ayetlerin başında yer alan bu edatlar inne olarak ta okunabilirler. Eğer inne okunursa o zaman sözü ilk ayete atfedip buraya, yani 3. ayete
atfedip konuşanın cinler olduğuna hükmetmemiz lazım. Yok enne olursa pasaja bağlama göre farklı hatiplerin ağzından hitabı
vermemiz ve anlamamız gerektir, onun için bu enne nin inne de
okunabildiğini bazı karilerin öyle okuduğunu, bazı karilerinde böyle okuduğunu
bilmemiz lazım.
mettehaze sahıbeten ve lâ veleda o
kendisine ne bir eş, ne bir çocuk edinmiştir. Yani tevhid sürüyor, cinler artık
şirkten kurtulup tevhide ulaşmış oluyorlar. Aslında burada bir ima var ama bir
sonraki ayeti okuduktan sonra o imaya döneyim;
4-) Ve ennehû kâne yekulu sefiyhuna 'alAllâhi
şatatâ;
"Doğrusu
bizim kıt anlayışlımız, Allâh hakkında saçma iddiada bulunuyormuş!" (A.
Hulusi)
04 -
Ve doğrusu bizim sefih, Allaha karşı saçma söylüyormuş. (Elmalı)
Ve ennehû kâne yekulu sefiyhuna 'alAllâhi şatatâ
bir başka gerçek te içimizdeki beyinsiz kişilerin Allah’a karşı haddini
bilmezce konuşmasıdır. Evet, bir önceki ayet 3. ayetin sonu ne bir eş, ne bir
evlat edinmiştir dedi değil mi? Orada aslında Yahudilerin ahkaf/28-32. ayetiyle
bu pasaj arasında doğrudan bir bağlantı kurmamız gerektiğini düşündüğümü daha
önce söylemiştim, işte bu bağlantıyı kurarsak Yahudilerin; “biz Allah’ın
doğuları ve dostlarıyız iddiasını hatırlayalım. nahnü
ebnaullahi ve ehıbbauHU (Maide/18)onu reddeden bir yaklaşım
bu mettehaze sahıbeten ve lâ veleda (3) bu onu
reddeden bir yaklaşım. Artık iman eden Yahudi cinler de bu yanlış ve yamuk
inanıştan vazgeçtiler manasına geliyor.
Devam ediyor
c sayfasına geçiniz.
Cin suresini toplu olarak BURADA
bulabilirsiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder