9 Kasım 2012 Cuma

İslamoğlu Tef. Ders. KASAS (25-28)(121-E)



D sayfasından devam

25-) Fecaethü ihdahüma temşiy alestihya'* kalet inne ebiy yed'uke liyecziyeke ecre ma sekayte lena* felemma caehu ve kassa aleyhil kasasa, kale lâ tehaf, necevte minel kavmizzâlimiyn;

O iki kızdan biri utangaç bir hâlde Ona (Musa'ya) geldi... Dedi ki: "Babam, hayvanlarımızı sulamanın karşılığını ödemek amacıyla seni davet ediyor"... (Musa) Şuayb'a gelip Ona hikâyesini anlattığında, (Şuayb) dedi ki: "Korkma! O zâlim toplumdan kurtuldun!" (A.Hulusi)

25 - Derken o ikinin birisi bir edep-ü haya üzere yürüyerek ona geldi, «babam seni davet ediyor bize su çekiverdiğin ecrini sana ödemek için» dedi bunun üzerine varıp ona kıssayı anlatınca, korkma, dedi, kurtuldun o kavimden, o zalimlerden. (Elmalı)


Fecaethü ihdahüma temşiy alestihya'* kalet Evet, bu yorum doğru çünkü arkadaki ayet bu yorumu doğruluyor. Derken o kızlardan biri utana sıkıla çıkageldi ve dedi ki; inne ebiy yed'uke liyecziyeke ecre ma sekayte lena babam hayvanlarımızı sulamana karşılık ücret ödemek üzere seni çağırıyor. felemma caehu ve kassa aleyhil kasas Musa onun yanına varıp ta ona olan biten her şeyi bir bir anlatınca kale lâ tehaf, necevte minel kavmizzâlimiyn O korkma dedi zalim kavmin elinden artık kurtulmuş oldun.

Bu ayet sureye ismini ilham eden ayet. ve kassa aleyhil kasas işte el kasas suresi buradan mülhem olarak bu isim verilmiş.

Öğretmenin görevi başlıyor. Öğrenci geldi, öğrenci gönderildi. Öğretmen şimdi kendi görevini yapmak üzere rolünün bilincinde, belki de bilincinde değil, belki de ilahi senaryo da kendisine düşen bu rolü farkında olmadan oynayacak ama şu bir gerçek ki bu öğretmen bu işi tam yapabilecek biri. Her kimse. Bu öğretmenin Hz. Şuayb olduğu yorumları yapılmışsa da bu ibarelerin hiç birinde isim geçmez. Dikkatimizi bu çekmekte zaten. Onun için Taberi de de, Razi de de bu Kur’an ın tavrına uygun davranılır ve bu yorumu sadece bir yorum olarak zikredilir ama bu yorum üzerinde katıldıklarına dair bir imada da bulunmazlar müfessirlerimiz.

[Ek bilgi: “Medyen, halkı Hz. ibrahim'in soyundan olup Mısır'a sekiz günlük bir mesafededir. Allahü Teâîâ da duasını kabul edip Cebrail'i gönderir ve Şuayb (a.s.)'ın memleketi olan Medyen'in yolunu ona gösterir.

O, bu istikamette ilerler ve şehre üç mil mesafede bulunan Medyen suyunun yanma gelir. Orada davarlarını sulayan bir insan topluluğu görür. Bunların yanı başında koyunlarım hapsetmiş, kimseyle ilgilenmeyen iki de kadın görür, onlara yaklaşır ve işlerinin ne olduğunu sorar. Onlar da koyunlarım sulamak için sıra beklediklerini, çobanlar kuyunun başından ayrılana kadar, oraya yaklaşamadıklarım, onlar ayrıldıktan sonra geri kalan su ile koyunlarım sulayacaklarını ve babalarının çok yaşlı olduğunu söylerler.

Bu iki kız, Şuayb (a.s.)'m kızlarıdır. Gerçekten de babaları çok yaşlanmıştı. Musa (a.s.) koyunlarını sulamak için onlardan müsaade alır ve kuyunun başına gelir. Kuyunun ağzında bulunan kürk kişinin kaldıramadığı taşı tek başına kaldırır, koyunları sular. Sonra bir ağacın altına çekilir ve Rabbine şöyle yalvarır: «Rabbim, doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım.»

O kızlar Musa (a.s.)'nm yalvarışını duyarlar, her günkünden daha erken eve dönerler. Babaları erken eve dönüş sebebini sorar, onlar da bir gencin gelip koyunlarım suladığım ve yaptığı duayı söylerler. Bunun üzerine Şuayb (a.s.) kızlarından birisini Musa (a.s.)'yi çağırmak üzere gönderir. (Ebü'l-Leys Semerkandi- Tefsirü'l-Kur'an)]

[Ek bilgi 2; Müslümanlar arasında yaygınlaşmış rivayetlere göre, bu hanımların babaları Hz. Şuayb (a.s) olarak geçer. Fakat Kur'an her ne kadar Hz. Şuayb'a ünlü bir karakter olarak yer veriyorsa da buna dair bir imâda bulunmaz.

Eğer Hz. Şuayb gerçekten o hanımların babası olsaydı, Kur'an da açıkça zikredilirdi, şüphesiz onun isminden bahseden birtakım rivayetler vardır, fakat Allame İbn Cerir olsun, İbn Kesir olsun bu rivayetlerden hiçbirini sahih addetmez. İbn Abbas, Hasan Basri, Ubeyde ve Said b. Cübeyr gibi büyük müfessirlerin İsrail kaynaklarına dayanmalarının, Talmud v.s gibi kaynaklarda adı geçen bu şahsı aynı adla (Şuayb) zikretmelerinin nedeni budur.

Apaçıktır ki eğer Hz. Şuayb'ın adı fiilen Resulallah’tan (s.a) rivayet edilmiş olsa bu alimler başka isim (yani kaynak) zikretmezlerdi. (Ebu’l Al’â Mevdudi- Tefhimu’l Kur’an)..! Allahu Alem..!]


26-) Kalet ihdahüma ya ebetiste'cirh* inne hayre meniste'certel kaviyyül emiyn;

İkisinden (kızlardan) biri dedi ki: "Ey babacığım, Onu işe al... Şüphesiz, bir ücretle çalıştırdıkların arasında en hayırlısıdır; güçlü, sözünde durandır." (A.Hulusi)

26 - O ikinin biri, babacığım! Dedi: onu ecîr tut, çünkü tuttuğun ecîrlerin en hayırlısı o kavî, emîn adam. (Elmalı)


Kalet ihdahüma ya ebetiste'cirhu kızlardan biri babasına şöyle yalvardı. Babacığım onu ücret karşılığı yanında tut. inne hayre meniste'certel kaviyyül emiyn çünkü ücret karşılığı tutabileceğin güçlü ve güvenilir kimselerin en iyisi bu olacaktır.

Anlaşılan o kızlardan biri ile duygusal bir yakınlığın ilk işaretleri de veriliyor. Yani böyle bir alttan alta bir duygusal yakınlıkta gözleniyor ayetlerde anlaşıldığı kadarıyla. Zaten müteakip ayette bunu gösteriyor.


27-) Kale inniy üriydü en ünkihake ıhdebneteyye hateyni alâ en te'cüreniy semaniye hıcec* fein etmemte aşren femin ındik* ve ma üriydü en eşukka aleyk* setecidüniy inşaAllâhu minas salihıyn;

(Şuayb Musa'ya) dedi ki: "Ben, sekiz sene bana çalışman karşılığında şu iki kızımdan birini sana nikâhlamayı diliyorum... Eğer on seneye tamamlarsan, senin derûnunun getirisidir! Sana zorluk vermek istemem... İnşâAllâh beni sâlihlerden bulacaksın." (A.Hulusi)

27 - Dedi: haberin olsun ben şu iki kızımın birini sana nikâh etmek istiyorum, sen bana sekiz sene ecîrlik etmek üzere ki eğer onu doldurursan, o da kendinden, mamafih seni zorlamak istemiyorum inşallah beni salihînden bulacaksın. (Elmalı)


Kale inniy üriydü en ünkihake ıhdebneteyye hateyni alâ en te'cüreniy semaniye hıcec Kızların babası Musa’ya; Bana bak dedi. İşte şu iki kızımdan birisini sana, bana 8 yıl çalışman karşılığında seninle evlendirmek istiyorum. fein etmemte aşren femin ındik fakat bu süreyi 10 yıla tamamlarsan o da senin bileceğin bir iş. Yani sen bilirsin artık gerisini. ve ma üriydü en eşukka aleyk zira ben seni zahmete koşmak istemem dedi. setecidüniy inşaAllâhu minas salihıyn İnşallah sen beni hep dürüst ve erdemli davranan biri olarak bulacaksın. Dedi.

Kıssanın başından beri yaşanılanları şöyle bir dikkate aldığımızda, Hz. Musa örneğinde bir insanın nereden çıkıp nereye, oradan çıkıp daha başka nereye gelebileceğinin gerçekten ilginç bir örneği ile karşı karşıyayız. Aslında bu kıssayla Hz. Musa’nın burada anlatılan kıssasıyla Hz. Yusuf’un kıssasını karşılaştırmak insan çok öğretici gelecektir.

Hz. Yusuf’un kıssasını hatırlayalım, Öksüz büyüyen bir çocuk daha sonra kuyuya atılan sabî iken, küçük iken kuyuya atılan, kuyudan çıkartılıp köle diye satılan, köle diye satıldığı evin sahibesi tarafından iftira atılan, sadece iftira atılmakla kalmayıp iftira sonucunda zindana atılan ve oradan bütün bu ağır sınavların arkasından yer yüzünün en güçlü devletinin en yetkili kişisi olarak eski Mısır devletinin en etkin bakanlığı olan hazine bakanlığına getirilen bir süreç.

Öyle bir süreç ki bu Hz Yusuf’un örneği bir kişi ne yapabilir ki sorusunun tipik bir cevabıdır. Evet, her durum her çağ ve her zeminde böyle bir soruyu sorduracak durum yaşanabilir;

Bir kişi ne yapabilir ki? Topu topu bir kişi..!

Bir kişi o kadar çok şey yapar ki liyakatle, imanla, iffetle, bilgi ile, hikmetle ve gayretle. Bunların tamamı bir kişide birleşirse öyle çok şey yapar ki, tek başına koca bir toplumun damarlarına girer. İşte bir kişi ne yapar ki sorusunun tipik bir cevabı olarak Kur’an da ki Yusuf suresi okunmalıdır. Bir kişi çok şey yapar. Ne yapamaz ki..! cevabı o zaman alınacaktır.

Orada böyle ibretlik bir olay anlatılıyor. Burada ise çok ilginç tam tersi bir süreç var. Saraydan itibaren tersi bir süreç. Hz. Yusuf zindandan saraya yürümüştü, Musa saraydan çobanlığa yürüdü. Yani yükseliş ve alçalış. Bir vererek sınanma, bir alarak sınanma. Bir varlıkla sınav, bir yoklukla sınav. İşte böyle.

Aslında bu Kur’an kıssalarında bize anlatılan hadise tarihin belli döneminde yaşanıp bitmiş bir hadise değil. Bir tür hepimizin hayatında farklı boyutlarıyla az ya da çok karşılığını bulacak olan her zaman ve zeminde geçerli olan ilahi bir yasa anlatılıyor. Bu yasa düşmez kalkmaz bir Allah Anadolu da ki deyiminde ifadesini bulan; Ne oldum deme, ne olacağım de. sözünde tam anlamını buluyor işte. O nedenle Allah’lı mısın korkma. Allah’ın var, neye muhtaçsın, Allah’ın yok neyin var?

Bu noktada Allah sonsuz bir imkandır. Nerede olursan ol sonsuz bir imkandır. Bak Musa’ya, bak Yusuf’a, bak onların izini sürenlere gör bunu, gör ve sen de çağının nesisin ona göre karar ver. Onun için bu kıssalar bir hikaye gibi kesinlikle okunmamalı. Bu kıssalar aslında hepimize şunu söyler; Anlatılan bir parça insanoğlunun hikayesidir. Bu hikaye Musa şahsında tecessüm eder, Yusuf şahsında tecessüm eder, ya da İbrahim suretinde tecessüm eder, ya da Muhammed suretinde tecessüm eder. (Hepsine sâlâtı selâm olsun) Ama unutma ki bu kıssalar insanoğlunun iyi damarının, insan oğlunun temiz arkının aktığı yatağı gösteren kıssalardır.


28-) Kale zâlike beyniy ve beynek* eyyemel eceleyni kadaytü fela udvane aleyy* vAllâhu alâ ma nekulü Vekiyl;

(Musa) dedi ki: "O (süre şartı) seninle benim aramda! İki süreçten hangisini tamamlarsam tamamlayayım, bana kızmak yok... Allâh, sözümüze Vekiyl'dir." (A.Hulusi)

28 - Dedi: o, benimle senin aramızda, iki müddetin her hangisini ödersem demek aleyhime husumet yok ve Allah mukavelemiz üzerine vekîl. (Elmalı)


Kale zâlike beyniy ve beynek Musa; Bu seninle benim aramda kalsın dedi. eyyemel eceleyni kadaytü fela udvane aleyy iki süreden hangisini doldurursam doldurayım artık bana karşı bir husumet olmasın. vAllâhu alâ ma nekulü Vekiyl ve Allah bu söylediklerimize tanık olsun. Dedi ve böylece kıssa bir noktaya kadar geldi.

Bundan sonrası devam edecek ancak biraz önce de ifade etmeye çalıştığım gibi Musa Bin İmran’ın şahsında ilahi bir yasaya bir atıf yapılıyor. Hayat bir okuldur ey insan oğlu, ey bu vahyin muhatabı. İnsan bu okulun öğrencisidir. Allah da bu eğitimin rabbidir. Eğer sen bu okulda bu okulun en büyük mürebbisi olan Allah’ın terbiyesini almaya hevesliysen vahyin sözünü tut, vahyin gösterdiği yolu izle ki senden önce bu okulun talebesi olmuşların peşinden gitmiş olasın.

Rabbimden bu okulu alnı açık yüzü ak olarak hayat okulunu, Allah’ın rububiyetinin altında, vahyin kılavuzluğunda tamamlamayı nasip etmesini niyaz ediyorum.


“Ve ahiru davana enil hamdülillahi rabbil alemiyn”

Çağrımız ve davamız Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd’adır.


121. videonun sonu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder