21 Eylül 2011 Çarşamba

İslamoğlu Tef. Ders. Enfal (62-66)(60-C)

B sayfasından devam



62-) Ve in yüriydu en yahde'uke feinne hasbekâllah* "HU"velleziy eyyedeke Bi nasriHİ ve Bil mu'miniyn;

Eğer sana hile yapmak isterlerse, muhakkak Allâh sana yeter! O ki, yardımı ve diğer iman edenler ile seni desteklemiştir. (A.Hulusi)

62 - Ve eğer sana hud'a yapmak isterlerse sana yetişecek Allah dır, odur ki seni nusretiyle ve müminlerle teyit buyurdu. (Elmalı)


Ve in yüriydu en yahde'uke feinne hasbekâllah tut ki onlar seni barış tuzağıyla, -bir önceki ayete atıfla meallendirelim,- barış tuzağıyla aldatmayı planlamış olsunlar, o zamanda Allah elbet sana yeter. Yani barışa eğer gönüllü olurlarsa sende barışa yanaş. Onların barış yapma arzusu bir tuzak bile olsa diyor. Allah sana yeter, yine barışa yanaş demek istiyor ayet.

"HU"velleziy eyyedeke Bi nasriHİ ve Bil mu'miniyn; O dur seni yardımıyla ve imanlı insanlarla güçlendiren.


63-) Ve ellefe beyne kulubihim* lev enfakte ma fiyl Ardı cemiy'an ma ellefte beyne kulubihim ve lakinnAllâhe ellefe beynehüm* inneHU Aziyzün Hakiym;

(İman edenlerin) kalplerini, verdiği paylaşım sevgisi ile tek kalp gibi yapmıştır! Şayet sen yeryüzünde ne varsa toptan bağışlamış olsan, onların kalplerinin arasını birleştiremezsin... Fakat Allâh onların arasını ülfetle birleştirdi... Muhakkak ki O, Aziyz'dir, Hakiym'dir. (A.Hulusi)

63 - Ve kalplerinin arasını telif eyledi, yoksa yer yüzünde ne varsa hepsini sarf etse idin yine onların kalplerini telif edemezdin ve lâkin Allah onların beyinlerini telif buyurdu çünkü o biz azîz, hakîmdir. (Elmalı)


Ve ellefe beyne kulubihim ki onların yüreklerini o kaynaştırdı. Nasıl yardım eder sorusunun cevabıdır burada. Allah sevdiklerine nasıl yardım eder, onları nasıl destekler. Nasıl onları güçlendirir diye sorarsanız eğer. Gökten silah yağdırmaz belki, ama ne yapar? Nükleer bir güç merkezi olan kalplerinizi birbirine berkiştirir. Birbirine kaynaştırır, birbiri ile yanaştırır. Bir yürek olur 1000 yürek, bir yürek olur milyon yürek. Bir kafayla düşünmek yerine artık bir milyon, bir milyar kafayla düşünürsünüz. Bir yürekle sevmek yerine bir milyar yürekle seversiniz.

İnnemel mu'minune ıhvetün (Hucurat/10)

Müminler birbirlerinin ancak kardeşi olabilirler. Düsturu gereğince kardeş olursunuz. Annenizin doğurmadığı milyonlarda kardeşiniz olur, evrensel insan olursunuz. Siyah beyaz, sarı kırmızı kardeşleriniz. İşte Allah böyle yardım eder.

lev enfakte ma fiyl Ardı cemiy'an ma ellefte beyne kulubihim eğer sen yeryüzünün bütün servetini harcamış olsaydın onların yüreklerinin arasını kaynaştıramazdın. Servetle, malla, parayla elde edilebilecek bir değer değil bu. Sevmek servetle olmaz. Ne kötekle olur, ne servetle olur. Ancak yüreklerin sahibi olan Allah sevdirirse sever.

Onun için baksanıza sistemler, sultalar tarih boyunca hep birilerini sevdirmeye çalışmışlar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar insanlar eğer sevmiyorlarsa, sevmemişler. Onun için yeryüzünde hiçbir yasa hiçbir güç, hiçbir kanun bir insanın bir başkasını sevmesine yetmez. Bunu sağlamaz. Yer yüzünün hiçbir serveti, hiçbir hazinesi, hiçbir makamı sevmediğiniz bir insanı size sevdirmek için yetmez. On un için Allah’ın sevdirdiği gerçek bir sevgidir. Sevgi diye adlandırılan ve hakikatte tutku olan, sevgi ile alakası bulunmayan, yani sahte sevgi, kalp sevgi olan o sevgilere de benzemez. Çünkü bir sevgiyi Allah koymuşsa Allah kadar ebedileşir.

Allah’a neden güvenmeli sorusunun 61 ve 62. ayetlerdeki O Allah’a güvenin emrinin neden gerekli olduğunu şimdi daha iyi anladınız mı? Allah’a neden güvenmeli, niçin Allah’a güvenmeli; İşte bunun için. Allah’tan başka yüreğe, gönle ferman dinleten bir sultan yoktur da onun için.

[Atlanan cümle; ve lakinnAllâhe ellefe beynehüm Ne zaman ki, Allah Teâlâ onlara bütün o eski düşmanlıkları unutturdu, o kin ve öfkeyi gönüllerinden sildi ve yerine bir kardeşlik sevgisi ve karşılıklı dostluk duygusu koydu işte o zaman tam anlamıyla dost ve kardeş oldular. (elmalı)]

inneHU Aziyzün Hakiym; İşte bunun için. Çünkü O, iradesinde pek yüce işinde hikmet sahibidir. Yüce olan Allah, yüce sevgiler bahşeder. Sevgisi ise hikmetlidir.


64-) Ya eyyühen Nebiyyü hasbükâllahu ve menittebe'ake minel mu'miniyn;

Ey Nebi! Allâh, sana ve iman edenlerden sana tâbi olanlara yeter. (A.Hulusi)

64 - Ey o Peygamber! Yetişir sana Allah arkanda gelen müminlerle. (Elmalı)


Ya eyyühen Nebiy sen ey peygamber, hasbükâllahu ve menittebe'ake minel mu'miniyn; Allah sana da yeter, sana tabi olan gerçek müminlere de yeter.

Tefsire gerek var mı? Tefsir yerine bir daha okuyayım;

Ya eyyühen Nebiyyü hasbükâllahu ve menittebe'ake minel mu'miniyn; Ey peygamber Allah sana da yeter, sana tabi olan gerçek müminlere de yeter.


65-) Ya eyyühen Nebiyü harridıl mu'miniyne alelkıtal* in yekün minküm ışrune sabirune yağlibu mieteyn* ve in yekün minküm mietün yağlibu elfen minelleziyne keferu Bi ennehüm kavmün lâ yefkahun;

Ey Nebi! İman edenleri harbe teşvik et! Eğer sizden sabreden yirmi (kişi) olursa, iki yüze galip gelirler... Şayet sizden yüz (kişi) olursa, hakikat bilgisini inkâr edenlerden bine (kişiye) galip gelirler... Onlar anlayışsız bir topluluktur! (A.Hulusi)

65 - Ey o Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle, eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa iki yüze galebe ederler ve eğer sizden yüz kişi olursa o küfredenlerden birine galebe ederler, çünkü onlar hakkı ve akıbeti iyi idrâk etmez fıkıhsız bir kavimdirler. (Elmalı)


Ya eyyühen Nebiyü harridıl mu'miniyne alelkıtal Sen ey peygamber, savaşta ölüm korkusunu yenmeleri için inananları yüreklendir, coştur.

Bu ibare; harridıl mu'miniyn ibaresi klasik tüm müfessirlere göre teşvik et anlamına gelir. Benim; yüreklendir, diye çevirdiğim, coştur diye çevirdiğim ibare tüm klasik müfessirler tarafından teşvik et anlamı ile anlamlandırır.

Aslında Harrad terimi maddi manevi tükeniş anlamına gelir, çözülme anlamına gelir. Psikolojik çöküş, zihni direncin kayboluşu çözülüşü anlamına gelir.

Dikkat ettiniz mi, ters bir anlam veriyoruz burada. Oysa ki bir zihni çöküş, bir manevi çözülüş anlamına gelen Harrad dan tüketilmiş harrıd kelimesi, onları yüreklendir anlamına gelebiliyor. Ki Arap dilinde bunun örneği var. Marradahu ki marrad hastalık denektir, Marradahu ibaresi onu bütün hastalıklardan temizledi, arındırdı anlamına geldiği gibi lügatta, ki Ragıp El Isfahani bunu müfredatında böyle gösteriyor. Harradahu ibaresi de onu yüreklendirdi, onun tüm korku ve kaygılarını giderdi.

Aslında bu; korkacak bir şey kalmadı demektir. Öyle bir yüce değere dikkat çekti ki, veyahut ta acısını öyle artırdı ki, artık hastalığı işitmez oldu, duymaz oldu. Artık ölüme öyle inandırdı ki, ahireti öyle benimsetti ki, artık ölümün korkusunu duymaz oldu gibi bir iç anlam süreci var bunun. Onun için ben yüreklendir diye çevirdim ki doğru çevirisi budur. Böyle çevirdiğimizde bu ayeti doğru anlayacağız çünkü. Devam edelim;

in yekün minküm ışrune sabirune yağlibu mieteyn eğer sizden dirençli 20 kişi olursa, bunlar 200 kişiyi alt eder, 200 kişiyi yener.

ve in yekün minküm mietün yağlibu elfen minelleziyne keferu yok eğer sizden 100 kişi olursa, inkarda direnenlerden 1000 kişiyi yener, alt eder.

Ne diyor burada ayet, Yani sizden diyor 20 kişi olursa, 200 kişiye galip gelir. Ama bakıyoruz ki Peygamberin komuta ettiği savaşlarda bile bu oran tutmamış. İşte Uhut, demek ki ayetin söylediği şey, klasik tefsirlerde gördüğümüz, adeta bir kural gibi bir orantı kurmak falan değil. Bu bir yüreklendirme aslında. Onun için ayetin girişini doğru anlamalıydık burasını doğru anlamak için.

Müfessirler gelecekten haber olarak, müjde olarak almışlar bu ayeti, tefsir etmişler. Oysa biraz önce de söyledim Resulallah’ın hayatındaki savaşlarda dahi bu oran böylesine geçekleşmiş olmadı. Uhut’ta görüldüğü gibi. Ki ayetin başına döndüğümüzde onu doğru anlarsak burayı da doğru anlıyoruz. Bu bir yüreklendirmedir. Böyle yüreklendir onları. Bilinçli, iradeli ve dirençli azınlığın, bilinçsiz, iradesiz, yığınlara, uydum kalabalığa diyen çoğunluğa galibiyetinin kesin olduğunu söyle demektir.

Bu yığınlar, kelle sayısına vurulduğunda belki sayıca fazla gelir ama eğer bilinçli ise, eğer iradeli ise, eğer şahsiyetli ise, eğer dirençli ise, onlardan çok çok az topluluklar

..kem min fietin kaliyletin ğalebet fieten kesiyraten Bi iznillah (Bakara/249)

Bakaradaki bu ayette olduğu gibi, nice az topluluk, bilinçli ve iradeli az topluluk vardır ki, kalabalıkları, bilinçsiz yığınları alt etmiştir, yenmiştir. Budur, hakikat budur.

Bi ennehüm kavmün lâ yefkahun; Çünkü onlar, neden? İşte bu, şu küçücük cümle aslında anahtarı da taşıyan cümledir. Çünkü onlar derin kavrayıştan mahrum bir yığındırlar.

Evet, sebebi göz önüne serdi Kuran. Neden 20 kişi 200 kişiye galip gelmeli? Bu bir kinayedir. Yani bir avuç insan dağlar dolusu insana galip gelir, çünkü onlar düzenli hareket eder. Planlı hareket eder, bilinçli hareket eder, iradeli hareket eder.

İnançları ne olursa olsun, değerleri ne olursa olsun düzenli hareket eden, planlı hareket eden, önünü sonunu hesaplayarak hareket eden, bilinçli, hareket eden, akıllı hareket eden küçük topluluklar, yine inançları ne olursa olsun düzensiz, plansız, programsız, nizamsız, intizamsız, bilinçsiz hareket eden kitleleri yener, onları alt eder. Bu tarih boyunca ve bugünde gördüğümüz gerçektir.


66-) El ANe haffefAllâhu anküm ve alime enne fiyküm da'fa* fein yekün minküm mietün sabiretün yağlibu mieteyn* ve in yekün minküm elfün yağlibu elfeyni Biiznillâh* vAllâhu me'as sabiriyn;

Şu an Allâh sizden yükünüzü hafifletti, çünkü biliyor ki sizde zayıflık var... (O hâlde) sizden dayanan yüz olursa, iki yüze galip gelirler... Sizden bin olursa, Allâh'ın izniyle (Bi-iznillâh), iki bine galip gelirler... Allâh sabredenlerle beraberdir. (A.Hulusi)

66 - Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve bildi ki sizde bir za'f var, şimdi sizden sabredecek yüz kişi olursa iki yüze galebe ederler, sizden bin olursa Allahın izniyle iki bine galebe ederler, ve Allah sabredenlerledir. (Elmalı)


El ANe haffefAllâhu anküm mevcut şartlarda Allah yükünüzü hafifletmiştir. ve alime enne fiyküm da'fen zira sizin güçsüz olduğunuzu iyi biliyor.

Sanırım burada dile getirilen bire bir gerçek o anda Medine’de bir avuç insanın yaşadığı o zor şartlar, o mahrumiyet şartları birinci olarak dile getiriliyor.

fein yekün minküm mietün sabiretün yağlibu mieteyn o halde sizden dirençli 100 kişi çıkacak olursa bunlar 200 kişiyi alt eder. ve in yekün minküm elfün yağlibu elfeyni Biiznillâh ama eğer sizden bir kişi çıkarsa Allah’ın izni sayesinde 2000 kişiyi alt eder. vAllâhu me'as sabiriyn; zira Allah hakikat üzerinde direnenlerle, sabit kadem olanlarla, deri adım atmayanlarla, benim ifademle; esas duruşunu bozmayanlarla beraberdir.

Açık aslında, hatta klasik tefsir bu ayetin, bir üstteki ayeti nesh ettiğini, hükmünü geçersiz kıldığını söylemiştir ki, gerçekten Razi’nin de itiraz ettiği gibi böyle bir mantık, böyle bir teori, kabul edilemez bir teoridir. Çünkü burada söylenen hakikat bir üsttekini geçersiz kılan bir şey değil. Eğer zayıfsa, donanımsızsa, yetersizse tabii ki 1 e 2 güç dengesi sağlanacaktır. Ama eğer donanımlıysa, yeterliyse, iyi donanımlıysa 1 e 20 güç dengesi belki de makul görünecektir o durumda.

Aslında burada söylenenle yukarıda söylenen birbirinden iki ayrı halde, iki ayrı nispettir. Onun için neshe hiç gerek yoktur tabii ki. Ama burada 1 e 2 verirken nispet olarak Kuran, belki de aradaki bu fark niye olmalı sorusuna cevap olarak; İman kendi başına senin kadar bir değerdir demek istiyor. Onun için bir kendini sayacaksın bir de imanı dercesine adeta. Evet, iman bir katma değerdir. Senin değerini eğer iyi kullanırsan esbaba tevessül edersen, sebeplerine sarılırsan, sebep sonuç ilişkileri içerisinde Allah’ın yasalarını doğru okursan bazen iman 1 e 2 den tuta, 1 e sonsuza kadar insana bir güç verebilir diyor. İman sınırsız bir imkandır diyor aslında.



Devam ediyor D sayfasına geçiniz.
60. videoyu toplu olarak http://kurantefsir.wordpress.com/2011/09/02/islamoglu-tef-ders-enfal-49-7560/ bulabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder