12 Eylül 2014 Cuma

İslamoğlu Tef. Ders. TÎN SURESİ (01-4) (193-C)a






Tin suresi 95. sure. Adını ilk ayetinden alıyor. İncir, veya incir ağacı manasına geliyor. Mekki bir sure, Buruç ile Kureyş suresi arasına yerleştirmiş meşhur nüzül tertipleri. Bu da yaklaşık 2. yılın sonu 3. yılın başına denk gelir peygamberliğin. Konusu ilk ayetlerinde; VetTiyni vezZeytûn,(1) Ve Tûri Siyniyne,(2) Ve hâzelBeledil'Emiyn (3)ilk üç ayetinde 4 unsur sayılır. İlk ikisi meyve bitki, ondan sonrakiler mekan. Onun içinde müfessirlerimizin otorite olanları burada aslında meyve olarak, bitki olarak sayılanların da mekana delalet ettiğini, bu dördünün de 4 ayrı mekana delalet ettiğini söylemişler ki bu surenin ilk üç ayetinin en güzel yorumu ve açıklaması da budur.

1. incir, incir ağacı çöl inciri manasına gelir. Tiyn. Hz. İbrahim’in vahiy mahalline delalet eder. Zaten bir Akdeniz bitkisidir incir ve en çok yetiştiği yerde peygamberlerin yoğun olarak geldiği bölgedir. Hz. Nuh ve Hz. Musa da aynı yerde peygamberlik yapmışlardır. Alternatif bir okuma ve yorum da Hamidullah hoca tarafından yapılır. Budanın vahiy aldığı veya ilham gelen ağaç incir ağacıdır. İncir ağacının altında otururken Buda, veya yatarken kendisine ilk vahiy veya ilk ilham gelir. Hatta bu da adını öyle alır. Çünkü budiy ağacı yaban inciri demektir. Dolayısıyla Muhammed Hamidullah üstadımız başka bazı otoritelere de dayanarak böyle bir yorum yapar ki yabana atılacak bir yorum olmasa gerek.

2. Zeytin, vezZeytûn zeytin dağı ki Hz. Süleyman mabedinin inşa edildiği mekanın ismi zeytin dağıdır. Bugün bile öyle anılır. Hz. İsa’ya vahiy inen yerdir, bölgedir aynı zamanda. Mübarek ve mukaddes bölge olarak anılır Kur’an da. Hz. İbrahim de orada vahiy almıştır.

3. Sina dağı, Hz. Musa’nın vahiy aldığı yerdir ki iki kez mübarek kılınmış bölgeyi de kapsar  ..fahla' na'leyk, inneke Bil vadil mukaddesi Tuva. (Tâha/12) ayakkabılarını çıkar, çünkü sen iki kez mukaddes kılınmış, iki kez kutsanmış Tuva, yani tıven, iki kez kutsanmış mukaddes vadidesin.

4. Emin belde, ResulAllah’ın vahiy aldığı bölge ki A. İmran/96. ayetinde oranın mübarek kılındığı ifade buyrulur. Yani bu dört yerde Kur’an da mübarek ve mukaddes kılınan yerler arasında zikredilir. Mübarek ve mukaddes kelimeleri bizzat anılarak zikredilir. Onun için aslında burada bizim şunu anlamamız gerekiyor; Bu 4 mekanı da mübarek ve mukaddes kılan şey kendisinden değildi. Mukaddesliği ve mübarekliği Allah verdi. Bunların bereketi de vahiydendi, buralarda vahiy indi, vahiy indiği toprağı, coğrafyayı, dağı bile mübarek kılarsa ey insan vahiy sana inince seni ne kılmaz manasına gelir. Çünkü şerefü-l mekan bil mekin. Mekanın şerefi orada temekkün eden şeyledir derler Araplar.

Dolayısıyla mekan kendi başına şerefli olmaz. Orada şerefli biri oturmuşsa mekan da şereflenir. Şerefli bir şey inmişse mekan da şereflenir. Ey insan vahiy senin yüreğine inerse sen de mübarek olursun, sen de mukaddes olursun manasına gelir. Şimdi tefsire geçebiliriz.




1-) VetTiyni vezZeytûni;

İncir'e ve Zeytin'e, (A.Hulusi)

1 -  Kasem olsun o Tîne ve o Zeytune, (Elmalı)


VetTiyni vezZeytûn İncir şahit olsun, incir diyarı şahit olsun. İbrahim’e vahyin indiği mekan şahit olsun, Nuh’a vahyin indiği mekan şahit olsun. vezZeytûn ve zeytin şahit olsun. Yani zeytin dağı şahit olsun, İsa’ya vahyin indiği mekan şahit olsun. Yine İbrahim’e vahyin indiği mekan şahit olsun. Veya incir ve zeytin şahit olsun. Eğer 4. ayetle birlikte alırsak insanın yaratılışı ile birlikte, bazıları bunu şöyle de anlamışlar; İncir çok çekirdekli, zeytin tek çekirdekli meyvedir dolayısıyla çok ve tek manasına gelir. Veyahut ta tek olan kadın yumurtası, çok olan erkek öz suyu, sperması, menizi manasına gelir şeklinde bir açıklama olmuşsa da biz bu bağlamda böyle bir açıklamayı tefsir sayamıyoruz maalesef.

[Ek bilgi; İncire, yemin ederim”; kalbin idrak ettiklerinden ibaret olup cüzilerden koparılmış külli anlamlara yemin ederim. Bu külli anlamların incire benzetilmesinin sebebi, maddi olmamaları, sırf manevi olup kendi cüzlerini kuşatmaları, nefsi güçlendirmeleri ve tıpkı çekirdeği olmayan incir gibi lezzetli olmalarıdır. İncirin çekirdeği yoktur; tamamı özdür ve taneleri kapsamaktadır. Tıpkı külliyatların kapsamında yer alan cüziyat gibi. İncir, hem gıda hem de meyve olarak bedeni besleyicidir.
“Zeytine yemin ederim.” Nefsin idrak ettiklerinden ibaret olan cüzi anlamlara yemin ederim. Bu cüzi anlamların zeytine benzetilmesinin nedeni de maddi olmaları, nefsi külli anlamları idrak etmeye hazırlayıcı etki göstermeleridir. Tıpkı çekirdeği bulunan, beslenme organlarını temizleyici olup iştah açıcı özelliğe sahip zeytin gibi.(İbn. Arabi-Te’vilat)]


2-) Ve Tûri Siyniyne;

Sîna Dağı'na; (A.Hulusi)

2 - Ve o Turi sînîne, (Elmalı)


Ve Tûri Siyniyn ulu Sina dağı şahit olsun. Dağ şahit olur mu diyeceksiniz, olur. Allah resulü bir dağa çıktığında iki rekat şahadet namazı kılardı şahit olsun diye ve Allah resulü bir dostu ziyarete gider gibi Uhud’u ziyarete giderdi hemen hemen her hafta. Hatta Sahabe bunu anlamamış ve sormuşlardı sebebini, Allah Resulü de Uhud’ün cebelün yuhibbune ve yuhibbu. Uhud dağdır ama o bizi sever, biz onu severiz demişti. Yani dağa dağ diye bakma ey insan, taşa taş diye bakma, toprağa toprak diye bakma. Şahittir, şahidindir ne yaptığına bak, onu şahit kılmaya bak. Biz, siz, insan bu dünyaya sahip olmaya değil şahit olmaya geldi mesajı var.


3-) Ve hâzelBeledil'Emiyn;

Şu emin beldeye ki, (A.Hulusi)

3 - Ve Bu beledi emîne, (Elmalı)


Ve hâzelBeledil'Emiyn ve bu emin belde şahit olsun hâzelBeledil'Emiyn Kur’an da 2 yerde gelir ve ikisinde de kesinlikle Mekke ve civarına delalet eder. Çünkü Hâze ile geldiğinde el beled mutlaka Mekke’ye delalet eder. Emin belde, neden? Çünkü Hz. İbrahim’in duasına mazhar oldu. Ya rabbi bu beldeyi beldeyi âmine kıl diye dua etti ve duası da kabul edildi. Onun için, emin belde olduğu için Kabe’nin içi putlarla dolu olduğu halde Ebrehe Kâbe’ye saldırdığında; Kâbe’nin rabbi Kâbe’yi korumuştu, emin beldeydi.

Emin belde olmasının ekmeğini en çok bu beldenin akidesine ihanet eden beldenin sakinleri yediler bu ekmeği. Ama ekmek yedikleri sofrayı da kirlettiler maalesef. Onun için onlara bu hatırlatılıyor. Siz bu emin beldenin ekmeğini yediniz, ekmeğini yediğiniz rabbinize ihanet ettiniz manası.


4-) Lekad halaknel'İnsane fiy ahseni takviym;

Gerçekten biz "İnsan"ı en güzel bir sûrette yarattık. (A.Hulusi)

4 - Ki biz insanı en güzel bir biçimde yarattık. (Elmalı)


Lekad halaknel'İnsane fiy ahseni takviym doğrusu biz insanı en güzel surette yarattık. Yani kıvamında yarattık tam olarak çevirmem gerekirse, en güzel kıvamda yarattık fiy ahseni takviym en güzel kıvamda, yani hani hanımlar derler ya kıvamında olmuş, kıvamı gelmiş. Kıvama gelmeden yoğurduğunuz hamuru eğer bir şey yapmaya kalkarsanız yapamazsınız. Kıvamı gelmemiş pastayı yedirmeye kalkarsanız olmaz, tadını alamazsınız, kabarmaz şu olmaz, bu olmaz. Onun için insanı kıvamında, en güzel kıvamda yarattı. Fakat kıvam sadece ve sadece hammaddenin en ideal olma halini temsil eder. Bir de onu son haline getirmek var ki;

[Ek bilgi; Yani, insan, içinde zulmet ve nurun birleştirilmesiyle, zıtların birleştirilip uyuşturulmasıyla dengeli bir şekilde yaratılmıştır. Böylece iki âlem arasında bir vasıta, ikisini kapsayan bir özellikte var edilmiştir. Yaratılışı düzgün, ahlakı ve sureti güzel kılınmıştır. Bunun anlamı, insanın en dengeli mizaca, en kâmil varlık türüne ve en üstün yaratılışa sahip kılındığıdır. (İbn. Arabi- Te’vilat)]

Devam ediyor b sayfasına geçiniz.
Tîn suresini tolu olarak BURADA bulabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder