12 Eylül 2014 Cuma

İslamoğlu Tef. Ders. İNŞİRÂH SURESİ (04-8) (193-B)b



a sayfasından devam

4-) Ve refa'nâ leke zikrek;

Senin zikrini (hatırladığın hakikatini yaşatarak) yüceltmedik mi? (A.Hulusi)

4 - Ve yükseltmedik mi senin zikrini. (Elmalı)


Ve refa'nâ leke zikrek ve senin şanını, namını, adını yüceltmedik mi.

Müfessirlerimiz farklı farklı yorumlamışlar. Adını Kur’an da anarak yüceltmedik mi manasına gelir diyenler olmuş. Geleceğini önceki kitaplarda da vahiylerde de müjdeleyerek yüceltmedik mi manasına geldiğini söyleyenler olmuş. Seni alemlere rahmet ederek yüceltmedik mi manasına geldiğini söyleyenler olmuş. Kur’an da Allah ile yan yana anarak, yani  bana itaat edin, Allah resulüne itaat edin, resule itaat edin ..etıy'ullahe ve etıy'urRasûl.. (Nisa/59) gibi. Allah’a itaat edin resule itaat edin gibi. Allah’ın; senin adını kendi adıyla birlikte anması Allah’ın yüceltmesi manasına gelir demişler. Yine burada peygamberlik vererek vahiy indirerek yüceltmedik mi manasına gelir demişler ki en doğrusu bu. Allah resulü Alemlere rahmet kılınmıştı. Alemler içerisinde onun adı göklerin neonlarıyla yazılmıştı. Onun içinde gerçekten de şanı yüceltmişti, yücelmişti. Namı yücelmişti. O dillere destan olmuştu.

Olmuştu değil hala oldu. Milyonlarca kadın ve erkeğin gönlünde uğruna ölünebilecek yer yüzünde kaç kişi var Allah aşkına. Allah birini yüceltirse ne olur. Bir şehri yüceltirse dağında ot bitmese de Mekke olur, insanlar göz yaşları içinde hasretle giderler. Allah bir yapıyı yüceltirse o yapı dünyanın en sıradan, en basit, en sade yapısı da olsa Kâbe gibi o insanların artık göz bebeği olur. Allah bir insanı yüceltirse AbdulMuttalib in yetimi iken bir çöl kasabasında kimsenin kendi halinde yaşayıp gitmesi durumunda kimsenin hatırlayamayacağı bir yetimi alır ve dillere destan eder, alemlere rahmet eder ve 1.400 yıl sonra dahi 100 milyonlarca kadın ve erkeğin gönlünde bir numara olur. İşte bu ayetlerin tezahürünü biz görüyoruz, yaşıyoruz.

[Ek bilgi; BİR ŞİİR
"Berk urdu Cemâlinde o ümmiyyi yetimin"
"En şaşaalı feyz-i hüdavendi hakimin"
"Bir ders-i edeb verdi ki, Ashab-ı zekâye"
"Hayret verir asar-ı fühuli hükemaye"
Muallim Naci]



5-) Feinne me'al 'usri yüsrâ;

Bu yüzdendir ki, kesinlikle zorlukla beraber bir kolaylık vardır. (A.Hulusi)

5 - Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık var. (Elmalı)

(Müteakip ayetle birlikte)


6-) İnne me'al 'usri yüsrâ;

Evet, kesinlikle her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. (A.Hulusi)

6 - Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var. (Elmalı)


Feinne me'al 'usri yüsrâ,(5) İnne me'al 'usri yüsrâ o halde her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet evet, her zorlukla beraber bir kolaylık olmaya devam edecektir. Yani hayat sadece iniş değil, sadece düz değil aynı zamanda yokuşta. Hayat sadece sevinçten müteşekkil değil, hüzün de var. Hayat sadece tatlı değil acı da. Onun için zorluğu görüp de kolaylığı görmeyenler Allah’ın nimetine şükredemezler.

Nimetine şükretmesi için, hani bir önceki surede Ve emma Bi nı'meti Rabbike fe hadis (Duha/11) diyordu ya tahdisi nimet, imeti anmak için nimeti görmek lazım. Kaldı ki zorlukla kolaylık yan yana. Bakarsınız zorluğun içinde bir kolaylık var. Rabbimiz imtihanı verir, acıyı verir, ıstırabı verir, derdi verir, o derdin içinde bir de kolaylık paketler gönderir. Zorluk kapıdan içeri girerken kolaylığı kapının önünde bırakır. Eğer siz içeri girene değil de kapının önündekine de bakarsanız o zaman zorluğu görür sabreder, kolaylığı görür hamd edersiniz, şükredersiniz. Dolayısıyla hayat bu ikisinden müteşekkil.

Aslında bu ayetler bize hayatı öğretiyor. Ey Muhammed eğer Mekke de yaşadığın zorluklar olmasaydı Medine de aldıklarını hak etmiş olmazdın. Eğer Kureyş senin başına ödül koymamış olsaydı sen Medine de medeniyeti kurmaya kalkamazdın. Eğer Allah anneni, babanı, yaslandığında dedeni, yaslandığında Hatice’yi, yaslandığında Ebu Talib’i almamış olsaydı seni bizzat Allah terbiye etmezdi. Dolayısıyla her zorlukla beraber bir kolaylık nasıl var bak.

Hepimiz için geçerli değil mi? Aslında biz bütünü görmüyoruz, parçayı görüyoruz. Parçanın içinde kötü duran bütünün içinde çok güzel durabilir. Makro bütün de mükemmel durabilir. Eğer Allah’ın bak dediği yerden görseydik, baksaydık nice kötü gördüğümüz şeyler içindeki güzelliği görecek, nice zorluk saydığımız şeylerin içinde ki kolaylığı görecektik. Aslında Kur’an bir yasayı haber veriyor.

[Ek bilgi; “Elbette zorluğun yanında” halk yüzünden Hak’tan perdelenme şeklindeki ilk zorluğun yanında “bir kolaylık vardır.” Hem de ne kolaylık: Zatın keşfi ve velayet makamı… “Gerçekten zorlukla beraber” Hak aracılığıyla halktan perdelenme şeklindeki zorlukla beraber “bir kolaylık vardır.” hem de ne kolaylık: Göğsün bağışlanmış Hakkani varlıkla açılıp genişlemesi ve Nübüvvet makamı. (M.İbn Arabi-Te’vilât)]

[Ek bilgi-2; İbn Abbas şöyle demektedir: "Cenâb-ı Hak adeta, bu ayette   "iki   kolaylık  arasında  bir  zorluğu  yarattım. Binâenaleyh, bu demektir ki, bir zorluk, kesinlikle iki kolaylığa galib gelemez" demek istemiştir. Mukatil de, Hz. Peygamber (s.a.s)'in,
"Bir zorluk, kesinlikle iki kolaylığı yenemeyecek." dediğini ve bu ayeti okuduğunu rivayet etmiştir.
Ayetteki "iki kolaylık" ile, dünya kolaylığı, yani beldelerin kolayca fethedilişi ile ahiret kolaylığı, yani cennet mükafatının elde edilişi kastedilmiştir. Delili ise, Cenâb-ı Hakk'ın,
"De ki: "Sizler, bizim için en güzel iki şeyden birisini bekleyip duruyorsunuz..." (Tevbe, 9/52) ayetidir ki, bu "en güzel iki şey" de, zaferler kazanmanın güzelliği ile, (ölüm halinde) cennet mükafatının elde edilmesidir.
O halde, Hz. Peygamber (s.a.s)'in, "Bir zorluk, kesinlikle iki kolaylığı yenemeyecek." ifadesinden kastedilen işte budur.
…Soru; Kolaylık zorlukla birlikte olamaz. Çünkü bunlar, iki zıt şeydirler. Binâenaleyh, birarada bulunamazlar!
Cevap: Zorluktan sonra kolaylığın meydana gelişi, kısa bir zaman içinde olacağı için, bu kesin addedilmiş, dolayısıyla da, adeta "kolaylık"la birlikte imişcesine kabul edilmiştir. (F. Razi-Tefsir-i kebir)]


7-) Feizâ ferağte fensab;

(İşlerinden) kurtulunca, (esas işinle) yorul! (A.Hulusi)

7 - O halde boşaldın mı yine kalk yorul. (Elmalı)


Feizâ ferağte fensab şu halde zorluktan kurtulduğunda kolaylıktan nasibini iste, gözet. Fensab ı burada nasib olarak anlayan müfessirlerimize fakir de uydu. Dolayısıyla zorluktan kurtulduğunda kolaylıktan nasibini gözet, iste. Bir önceki ayetle bağlantılı olarak tercüme etmeyi daha uygun buldum, ama bunun en aygın alternatif tercümesi şöyle; O halde bir işle yorulunca başka bir işle dinlen. Bu da güzel bir tercüme, bu da güzel bir anlama. Çünkü İslam’da tatil yok, tebdil var. Atıl kalma yok. İnsan yorulduğunda yatarak değil, insan yorulduğunda iş değiştirerek dinlenmeli. Tabii ki uyku da dinlence, ama asıl onu söylemiyoruz. Uyku tatil değil aslında uyku ihtiyaç. Fakat boş durma zaten ta’dil atıl kalma, Arapça bir kelimedir. Onun için insan atıl kalmaz, cennette bile atalet yoktur kaldı ki dünyada olsun.

İnne ashâbel cennetil yevme fiy şüğulin fâkihun. (Yasin/55) orada insanlar sevdikleri işleri yapacaklar. Neyi seviyorlarsa sevdiğini sevdiği kadar yapacak. Yani orada da sevdiği bir meşguliyet vardır. Cennette bile atıl kalma, atalet, tembellik, boşluk yoksa dünyada nasıl olur. Dolayısıyla burada Feizâ ferağte fensab her iki mananın da bir çok derinliği var. Yani zorluktan kurtulduğunda kolaylıktan nasibini iste.

Ehlibeyt ekolüne müntesib bazı müfessirler fensab ı fensıb şeklinde okumuşlar ve yerine birini nasbet, yani yerine birini ata Halife olarak şeklinde anlamışlar ki bunun mezhebi bir okuma olduğunu söylememe sanırım gerek yok.


8-) Ve ila Rabbike ferğab;

Rabbini değerlendir! (A.Hulusi)

8 - Ve ancak rabbine rağbet et, hep ona doğrul. (Elmalı)


Ve ila Rabbike ferğab ve sadece rabbine rağbet et. yani İyyaKE na'budu VE iyyaKE nesta'iyn. (Fatiha/5) diyorsun ya fatiha da. Madem öyle diyorsun, yalnızca sana ibadet eder, kulluk eder ve yalnızca senden yardım dileriz, o zaman rabbine rağbet et, bu sözün içini doldur. Rabbin sana rağbet etti madem bu ayetlerde,ü işte bu surenin diğer ayetlerinde, yani rabbin seni desteklemekle, duha’yı da katalım buraya; yetim bulup seni gözetmekle, yoksul bulup seni kendi kendine yeter hale, kanaatli hale getirmekle, şaşırmış bulup seni doğru yöne yönlendirmekle rabbin sana rağbet etti. seni peygamber seçmekle rabbin sana rağbet etti. O zaman sen de rabbine rağbet et manasına gelir.

Rabbim rağbetimizi kendisine yöneltsin. Bir sonraki sure tiyn suresi.

İnşirâh suresinin sonu.
      İnşirah suresini toplu olarak BURADA bulabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder